SAADET PARTİSİ’NDEN BASIN AÇIKLAMASI

SAADET PARTİSİ'NDEN BASIN AÇIKLAMASI

04 Kasım 2019 - 18:10

Kıymetli basın mensupları, çok kıymetli dava kardeşlerim hepinizi hürmetle selamlıyorum, esselamü aleyküm.     Türk Kızılay’ı 1868 yılından günümüze kadar savaş ve doğal afetler karşısında dünyanın en ucra yerlerinde bile mazlumlara ve mağdurlara şefkat elini uzatan özverili çalışmaları ile halkımızın gönlünde taht kurmuş ülkemizin yüz akı olan insani yardım kuruluşumuzdur. Türk Kızılay’ı bugün kendi alanında dünyanın önde gelen kuruluşları arasında yer almaktadır.”
 
“Tarih boyunca önce insan diyen medeniyetimizin en güzel örneklerini sergilemektedir. Zor şartlar altında kalan her bir insan için umut ve güven kaynağı olan Türk Kızılay’ı, aynı zamanda Türk Milletinin insan odaklı medeniyet anlayışının somutlaşmış halidir. Yüksek insani değerlere sahip kültürümüzde Türk Kızılay’ı Milletimizden aldığı güç ve destekle gerek ülkemizde gerekse dünyada yardımlaşma, dayanışma ve işbirliğini destekleyen tavrı ile milletimizin gurur kaynağı olmaktadır. Milletimiz için aynı zamanda bir övünç vesilesi olan Kızılay, Milletimizin paylaşma ve dayanışma duygularını arkasına alarak savaşta, doğal afetlerde ve diğer koşullarda zorluk yaşayan insanların yanında olmaya dün olduğu gibi bugün ve yarın da devam edecektir.
Bu duygularla insanlık adına bu ulvi görevi üstlenen ve hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan Türk Kızılay’ının değerli yönetici ve çalışanları ile hayırsever tüm vatandaşlarımızın Kızılay Haftasını kutlar, sevgi ve saygılar sunarım.”                                                                                               
Saadet Partisi 7’nci Olağan Büyük Kongresi, başkent Ankara’da büyük bir coşku ve heyecan içerisinde gerçekleştirildi. Başkent’in en büyük spor salonu Arena da gerçekleşen  tarihi kongreye Türkiye’nin 81 ili ve dünyanın birçok yerinden Milli Görüş sevdalıları katıldı.  7’den 70’e partililerin doldurduğu Arena,  “Gelecek Saadet ile gelecek”, “Saadet gelecek yüzler gülecek”ve  “Gelecek Bilge Başkan diyecek”  sloganlarıyla inledi. 7’den 70’e on binlerce vatandaşın katılım gösterdiği tarihi kongre, canlı yayın ve sosyal medya  aracılığıyla milyonlara ulaştı. 

 “Bu dava, bu sevda, bu vatan bizimdir. Karacaoğlan bizim, Dadaloğlu bizim, Yunus Emre bizimdir. Ahmed Yesevi, Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş, Mevlânâ bizimdir. ‘Kürt’ü, Türk’ü ve Çerkez’i... Hep Adem’in oğlu kızı... Beraberce şehit gazi’ diyen Âşık Veysel bizimdir. Semah bizim, halay bizim, horon bizimdir. Fırat bizim, Kaz Dağları bizimdir. Madımak, Roboski, Başbağlar bizimdir. Yasin Börü, Eren Bülbül, Berkin Elvan bizimdir. Acısı bizim, sevinci bizim, kederi bizim, türküsü bizimdir. Bu çağrımız; Kürt’e, Türk’e, Alevi’ye, Sünni’ye, Laz’a, Çerkez’e, Arnavut’a, Boşnak’adır. Bu çağrımız; dindara, muhafazakâra, liberale, sosyal demokratadır. Görüşü, düşüncesi ne olursa olsun, 82 milyon ülke evladınadır. Gelin canlar bir olalım. İşi kolay kılalım. Sevelim, sevilelim. Bu dünya kimseye kalmaz” 
Dile kolay, tam 50 yıl! 50 yıldır hak, adalet, üretim, kalkınma, şahsiyetli dış politika, önce ahlak ve maneviyat, düşmanlaştırma ve ötekileştirme değil, kardeşlik ve kucaklaşma diyoruz. Erbakan Hocamız 50 yıl önce ‘Bir çiçekle bahar olmaz’ diyenlere karşı ‘Evet ama her bahar bir çiçekle başlar’ diyerek Konya’da ilk adımı attı.  Bundan 50 yıl önce, 1969 yılında Bağımsızlar Hareketi’nde hangi inançla yola çıktıysak, MNP’yi, MSP’yi, Refah’ı, Fazilet’i kurarken hangi ruh ve heyecana sahipsek bugün de Saadet Partisi olarak, aynı coşku ve aynı inançla hedefe doğru yürüyoruz.
                                                                            
  “Çünkü Saadet Partisi; siyaseti mevki ve makam için değil, Allah rızası için yapan, tertemiz bir kadronun adıdır. Bu kadro kimseye tuzak kurmaz. Kimseye kumpas yapmaz. Kimse ile gizli kapaklı işlerde bulunmaz. Bu kadronun tek bir derdi vardır, o da bu ülkeye, bu millete olan aşkıdır, sevdasıdır. Allah sizlerden razı olsun.               Sizler Türkiye’nin umudusunuz. Türkiye’nin aydınlık geleceğisiniz. Biz çizgimizden taviz vermedik, yolumuzdan dönmedik. Rüzgâra, konjonktüre, makama, mevkiye göre yön değiştirmedik. O yüzden, istikrar görmek isteyen, bu kadrolara baksın  . ‘Diklenmek’ değil ‘dik durmak’ nasıl olur görmek isteyen, bu kadrolara baksın. Güce teslim olmayanlar var. Haksızlığa boyun eğmeyenler var. İlk virajda veda edenler değil, ahde vefa gösterenler var. Aldatmayanlar var, aldatılamayanlar var. İyi ki varsınız. Allah sizlerden razı olsun” ifadelerini kullandı.

Bilindiği gibi 3 Kasım 2002 yakın tarihimizin önemli kırılma noktalarından birine şahit olmuş, AK Parti iktidar olmuştur. Milletimiz 3 Kasım 2002’de AK Parti’ye temelde şu 5 şeyi gerçekleştirmek üzere oy vermişti. Neydi bunlar? Müreffeh bir Türkiye. Güçlü bir Türkiye. Özgür bir Türkiye. Öncü bir Türkiye. Adaletin hâkim olduğu bir Türkiye. Fakat ekonomiden ekolojiye, adaletten demokrasiye, tarımdan sanayiye, eğitimden dış politikaya sürekli savrulan bir Türkiye var. Ekonomisi dar boğaza girmiş, tarım ve hayvancılığı bitmiş, bütün birikimleri ‘Varlık Fonu’ adı altında ipotek edilmiş bir Türkiye var. Yaklaşık 500 binin üzerinde çiftçinin tarımı bıraktığı, 3 milyon hektardan fazla tarım arazisinin betona, inşaata kurban edildiği bir Türkiye var. Cumhuriyet tarihinde ilk kez, borçlanabilmek için ‘Borçlanma Genel Müdürlüğü’ kurmak zorunda kalmış bir Türkiye var

Komşularla sıfır sorun diye yola çıkıp, sorunlu olmadığı tek bir komşusu kalmayan bir Türkiye var. Olağanüstü halin olağan hale geldiği, baskı ve tahakkümün arttığı, farklı ve muhalif seslerin susturulduğu, devletin omurgasını oluşturan kurumların yıpratıldığı bir Türkiye var. Adalet olgusu iflas etmiş, mağdurlar ordusu oluşmuş bir Türkiye var. İltimas, adam kayırma, torpil ve partizanlığın sıradanlaştığı, israf ve yolsuzluğun had safhaya çıktığı bir Türkiye var. Eğitimi yazboz tahtasına dönmüş, aile yapısı, toplumsal bağları zayıflamış bir Türkiye var. Gençlerin gelecekten ümidini kestiği, yarınlara dair umutların tükendiği bir Türkiye var. Şimdi bu gerçeklere bakarak diyorum ki, 3 Kasım 2002 AK Parti’nin iktidara gelişinin ilk günü olmuştu. 3 Kasım 2019’da, iktidardan ayrılışının tescillendiği gün olarak tarihe geçecektir. Çünkü AK Parti miadını doldurmuştur. Ne yazık ki, Türkiye’ye verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Yorgundur, Türkiye’yi de yormaktadır. Bitkindir, Türkiye’yi de bitirmektedir. Adı Adalet ve Kalkınma Partisi olmasına rağmen ne adaleti kalmıştır ne de kalkınması

 Saadet Partisi hiçbir kimsenin, hiçbir partinin hasmı veya düşmanı değildir. Biz partileri değil politikaları eleştiririz. Biz kişileri değil zihniyetleri eleştiririz. Bu yüzden 50 yıl boyunca milletin inancıyla, değerleriyle mücadele edenlere nasıl karşı çıktıysak, bugün de milletin inancını istismar edenlere karşı çıkıyoruz. 50 yıl boyunca halkın değil, tankın yanında duranlara nasıl karşı çıktıysak bugün de halkın değil rantın yanında duranlara karşı çıkıyoruz. 50 yıl boyunca milletin iradesine ipotek koymaya kalkan laikçi, dayatmacı vesayet anlayışına nasıl karşı çıktıysak bugün de vesayeti kaldıracağız diyerek iktidara gelip, kendi kişisel vesayetlerini kurmaya kalkanlara karşı çıkıyoruz. Kınayanların kınamasına aldırmadan inandığımız doğruları en gür şekilde haykırmaya devam edeceğiz. Çünkü Milli Görüş gömleği ilikleriyle değil, ilkeleriyle ünlüdür
Milletimizin tüm farklılıklarıyla beraber, etrafında buluşabileceği yeni bir toplumsal sözleşme teklif ediyoruz. Ruhunu Birinci Meclis’in çeşitliliğinden, mayasını Mehmet Akif’in Çanakkale Destanı ile İstiklâl Marşı’ndan, omurgasını 1921 Anayasası’ndan alan, ihtilaflarımızı ayrılık vesilesi görmeyen, farklı inanma ve düşünme imkânını Allah’ın lütfu bilen bir anlayış öneriyoruz. Biz inanıyoruz ki; kendisi için istediğini başkası için de isteyen ‘müşfik bir toplum’, milletinin tüm fertlerini eşit gören ‘hadim bir devlet’. Adil bir düzeni en temel hedef olarak gören ‘siyasal bir mekanizma’. Bunları geliştirmeye kararlı yeni bir ‘ortak anlayış’ Yeniden Büyük Türkiye’yi kuracaktır.

Saadet Partisi bir ‘değerler’ hareketidir. Toplumun maddi ve manevi değerlerinin korunması için mücadele eder. ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ düsturunu şiar edinmiştir. Medeniyet değerlerimizin ihyasını en önemli önceliklerden biri olarak görür. Maddiyatçı değil, maneviyatçıdır. Küresel egemenlerin; ‘Bir damla petrol, bir damla kandan değerlidir’ anlayışına karşı, Saadet Partisi’nin değerler anlayışında; dünyanın bütün zenginlikleri, bütün madenleri, bütün petrolleri, bir masumun bir damla kanı etmez. Saadet Partisi bir ‘insanlık’ hareketidir. Yaratılanı Yaradan’dan ötürü sever. İnsanı ismi veya cismi ile değil, fiilleri ve icraatları ile değerlendirir. Kutuplaştırmadan uzak durur. Hiç kimseyi ötekileştirmez, ırkçılık ve mezhepçilik yapmaz. Bütün insanlığın saadeti için çalışır. Huzur, barış ve kardeşliğin ancak bu yaklaşımla gerçekleşeceğine inanır.

Türkiye’nin din ve laiklik üzerinden yürütülen tartışmalı yılları geride bırakması gerekir,Din, herhangi bir sosyal grup ya da partinin tekelinde olmadığı gibi, laiklik de, herkesin dini, siyasi ve sosyal görüşlerini rahatlıkla ifade edebilmesinin teminatı olarak anlaşılmalıdır. Devletin vazifesi kimlik dayatmak değil; var olan kimliklerin devlet şemsiyesi altında huzur ve barış içerisinde varlıklarını sürdürme ve geliştirme imkânlarını sağlamaktır. Saadet Partisi, dinin siyaset tarafından bir araç olarak kullanılmasına da, laiklik adı altında dini özgürlüklerin yok edilmesine de karşıdır.

“Saadet Partisi ‘bilgi ve hakikat’ hareketidir” Bütün çalışmalarını veri ve bilgi merkezli yapar. Algılara teslim olmaz. Bilimsel araştırmaları, bilgi ve teknoloji üretimini, tecrübeyi esas alır. İftiraya, karalamaya, gerçekle alakası olmayan algı operasyonlarına itibar etmez. Algı oluşturmak için hamasete itibar etmez. Hakikatin ardından yürür. Güçlü, süratli ve yaygın kalkınmanın bilimsel çalışma ve üretimle mümkün olacağını bilir. Saadet Partisi, güçlünün hukukunu reddeder. Gücün tek elde toplanmasına karşı çıkar. Her koşulda Hakk’ın hakim olması için mücadele eder. Saadet Partisi ‘tam bağımsızlık’ hareketidir. Bireyde ve devlette, her yönü ile bağımsızlığı savunur. Ekonomiden sosyal hayata, askeri imkânlardan yüksek teknolojiye tüm alanlarda kendi kendine yetebilen bir ülkeyi savunur. Şahsiyetli bir dış politika olmazsa olmazıdır! Bu sebeple tarihi, coğrafi ve kültürel bağlarımız olan ülkelerle her türlü işbirliğine önem verir.
Saadet Partisi’nin ülke sorunlarına karşı çözüm esasları sunlardır ,Tüketime ve gösterişe ayrılan kamu kaynaklarını, üretime ve istihdama yönlendirerek, hızlı ve yaygın bir kalkınma hamlesi başlatacağız. Bize emanet edilen kamu mallarına ve imkânlarına, yetim malına sahip çıkar gibi sahip çıkacağız. Tüm vatandaşlarımıza eşit mesafede duracağız. Hiç kimseye ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapmayacağız. Eşimize, dostumuza kamu ihalelerini dağıtmayacak, ulufe verir gibi makam ve mevki tahsis etmeyeceğiz. Şeffaflığı ve hesap verebilirliği, kamu yönetiminin vazgeçilmezi haline getireceğiz.
                                 
Merhametsiz adalet hiç olmaz. Devletin bekası da, milletin refahı da ancak adalet ile mümkündür. İdare ve iradede temel ölçüt hukuk olacaktır. Tüm iş ve icraatlarımızı hukuki norm ve ilkeler çerçevesinde gerçekleştireceğiz. Hiçbir şart hukuk kurallarının çiğnenmesini meşrulaştırmayacaktır. Herkesin Ankara’da hakimler var diyebileceği bir Türkiye’yi kuracağız. Bunun mücadelesini vereceğiz. Bugünkü sistem ülke sorunlarına çare olmak bir yana, bizatihi sorunun kaynağı haline gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı Sistemi’yle birlikte Meclis’in, yürütme üzerindeki denetim ve sorgulama gücü elinden alınmış, yürütmeyi denetlemesi gereken yargı da yürütmenin etkisine girmiştir. Bu şartlarda; Saadet Partisi için kuvvetler ayrılığı vazgeçilmez prensiplerden bir tanesidir. Haksızlık yapan en üst mevkideki bir insan da olsa, karşısında hakkın söylenebileceği bir düzen inşa edeceğiz.

Bugünkü ekonomi rant ekonomisidir. Vergi, zam, faiz, düşük ücret ve düşük taban fiyatları vasıtasıyla, halkın sahip olduğu bütün imkânlar elinden alınmaktadır. Özelleştirme adı altında, milletin tasarrufları ile oluşturulmuş milli kuruluşlar şaibeli bir şekilde yabancı ve yerli tekellere haraç mezat satılmıştır. Bunun neticesinde, ülke ekonomisinin bel kemiği durumundaki tesisler, güvenlik ve savunmamızla ilgili sektörler dâhil, tüm birikimlerimiz milletimizin elinden çıkmıştır. Bu yanlışlardan derhal vazgeçilecek, ülke kaynakları rantiyeye heba edilmeyecek, çılgın değil akıllı projelerle ülkenin öncelikleri belirlenecektir. İktidarların sorumsuzca yaptığı harcamalar neticesinde devletin gelirleri giderlerini karşılayamamaktadır. Bunun sonucunda da fatura ne yazık ki vatandaşa kesilmektedir. Mevcut vergi düzeni sokaktaki vatandaş için zulüm haline gelmiştir. Çarpık ve adil olmayan vergi sisteminde köklü reformlar gerçekleştirilecektir.

Bugün Milli Görüş’ün ikinci 50. yılının ikinci günü. Bugün 18. yaşında bir delikanlı olan Saadet Partimizin iktidara yürüyüşünün en güçlü adımının atıldığı büyük gün! Bugün, gelecek 50 yılın heyecanını iliklerimize kadar hissettiğimiz bir gün! Bugün, geleceğe umutla baktığımız bir gün! Bizim en büyük gücümüz; 50 yıllık siyasal hafızamız, değişmeyen ilkelerimiz, yıllar geçtikçe daha da anlaşılır olan değerlerimizdir. Milli Görüş’ü kıymetli kılan hak, adalet ve kardeşlik değerleridir. Saadet Partisi’ni de farklı kılan bu değerleri taşımasıdır. Hem dünyanın hem insanımızın yeni başlangıçlara ihtiyacımız olduğu bugün de özüne sımsıkı, geleneğine sımsıkı sarılmış bir şekilde geleceğe umutla bakarak kongremizi gerçekleştirdik.

 Gerçekleşen Saadet Partisi 7. Olağan Kongresi’nde, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 962 oy alarak ikinci kez genel başkan seçildi.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinize teşekkür ediyor, hayırlı günler diliyorum....Saadet Partisi Afyonkarahisar Merkez İlçe Başkan Yardımcısı Erhan Akpınar.

Bu haber 107 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
17 YAŞINDAKİ GENÇ, ÇALIŞTIĞI İŞYERİNDE İNTİHAR ETTİ
17 YAŞINDAKİ GENÇ, ÇALIŞTIĞI İŞYERİNDE İNTİHAR ETTİ
4 MİLYONLUK VURGUN HANGİ BANKADAN YAPILDI?..
4 MİLYONLUK VURGUN HANGİ BANKADAN YAPILDI?..